"insanların büyük çoğunluğu yüzmesini öğrenmeden yüzmek istemez. Yüzmek istememeleri doğal, çünkü karada yaşamak için dünyaya gelmişler; suda değil. Ve düşünmek istememeleri de doğal, çünkü yaşamak için yaratılmışlar; düşünmek için değil! Evet, kim düşünürse, kim düşünmeyi kendisi için temel uğraş yaparsa bundan ileri bir noktaya ulaşabilir. Ne var ki, karayla suyu değiş tokuş etmiştir. Böyle biri bir gün gelip suda boğulur."
'Salınımla başladı;kasvetle neşenin,aydınlıkla karanlığın raksı gibiydi.Ne siyahtı ne de beyaz;maviydi.Rüyam maviydi.Rüzgara kapılmış bir çarşaf gibi dalgalanıyor,yaklaşıp çekiliyordu.Üzerime çullanmaya başladı;taş değil de su gibiydi.Bir ses duyuyordum ilahi okuyan.İşittiğimi tekrarlıyordum;sözcükler gayri ihtiyari dökülüyordu dudaklarımdan.Başka bir ses feryat figan:bu kez hıçkırığa boğulmuş,ağlıyordum.Nefesim sönünceye dek ağladım.Dört yanımdan kuşatıyordu mavi.Devasa bir ağacın yere yıkılışını andıran bir gümleme duydum;gümbürtüyle kaçan mavinin yerini ışık yüzü görmemiş bir karanlık dolduruverdi.Karanlığa dalıp gittim; takatim tükenince göz kapaklarım düştü...''
" bazı şeylerin gitmesine izin vermek işte bu nedenle çok önemlidir. onları serbest bırakmak. gevşek olanı kesmek. insanların hiç kimsenin işaretli kağıtlarla oynamadığını anlaması gerekiyor; bazen kazanırız ve bazen de kaybederiz. hiçbir şeyi geri almayı bekleme, yaptıkların için takdir edilmeyi bekleme, ne kadar zeki olduğunun keşfedilmesini bekleme ya da aşkının anlaşılmasını. daireyi tamamla. gururlu, yetersiz ya da kibirli olduğun için değil, sadece artık onun senin yaşamında yeri olmadığı için. kapıyı kapat, plağı değiştir, evi temizle, tozdan kurtul. geçmişte olduğun kişi olmayı bırak ve şu anda kimsen o ol. "
Add Media
Style